Adare / Agire Jiyan
çûme serê çîyayê gabar
kulilk vebûn nexsa bihar
êdî bes e zilma neyar
gelek xwes bû sahiya adar
adarê, xwes adarê, kulilka ber biharê
me ne zordestî, kevneperestî
me ne zilm û koledarî
adarê, xwes adarê, kulilka ber biharê
şervane li ser zinar û lat
dibezin ber bi roja felat
gelê me rabe roja nû hat
ew sehidên rewsa welat
li zindanan bi berxwedanî
çendî sehîd serî danî
standin dîroka tolanî
li ser çîyan ronî danî
Aşk Halinde / Metin&Kemal Kahraman
Aşk halinde geçsin bu fani ömrüm
Hülyalı bir serhoş kadar bulutlu
"Ben ben miyim değil mi" suali olmasın
Kendi sokaklarında kıblesiz yolcu
Bir ayaz kursunda tenim duyayım
Kör olsun karanlık cefrimi bileyim
Bir senlik bahçesinde oyun düzeyim
Dewru dewran içinde mihmandar yolcu
Tedirgin / Ahmet Kaya
Sarı sıcak yazılar uzak
dost uzanan eller uzak
karanlıklar kurmuş tuzak
benim sonum dünden belli
haramiler sarmış yolumu
güvercinler muhbir ucar
telden tele fermanım gider
benim sonum dünden belli
gözlerim dolar kan sanırım
betonlar boğar nefessiz kalırım
şahidim yoktur
perdeler örtük
inanamassın ağlarsın
Söyleyemedim / Cevdet Bağca
düşlerde gördüm seni söyleyemedim
sessiz öptüm nefesini söyleyemedim
sana ben şiirler sözler büyüttüm
sana ben baharlar yazlar büyüttüm
sana ben hummalı gizler büyüttüm
söyleyemedim
şarkılar yazdım sana okuyamadım
hep yanımdaydın oysa dokunamadım
sana ben hayaller düşler büyüttüm
sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
sana ben hummalı aşklar büyüttüm
söyleyemedim...
Ölüm Yakışmadı Gözüm
Gerçek bir müzik adamı
Ahmet Kaya. Sözlere, şiirlerin dönüştüğü müthiş bestelere büyük
anlam katan enfes yorumcu. Eşsiz tonlamaları ve üst düzey müzikalitesiyle
olağanüstü bir dönemin olağanüstü avazı. Bilimle, felsefeyle anlamlandırılıp, tarihle
yargılanması gereken şahsiyet. Bir acayip adam... Anlatılması da bir o kadar zor insan. Kafamızı duvarlara vurmadan tanıyabilmek, beyninin içindekileri anlayabilmek, hissedebilmek ve sonra da anlatabilmek için kaç fırın ekmek yemek gerekiyor acaba?
İçinde intihar korkusu bulunan bir tedirgin her şeyden önce. Güneşin bağrında bir ateş, yer yüzünde taze bir çiçek de olabilir. Usta değil, acemi bir işçi kimilerine göre belki de. En az iki farklı sesle
şarkılarını söyleyen bir sanat adamıydı üstelik. Yoksa Kaçakçı Kurban’ı söylerken değişik bir tona bürünen ve öncekinden farklı sesi sadece ben mi
duyuyordum? O derin darbeli şarkılarını söylerken sesinde kaç ahenk var bilinmez. Sözlere kattığı yorum gücüyle ve o eşsiz (unique) sesiyle ilgili olsa
gerek bu. Ne zaman dinlesek yüzümüze şarkılar, şiirler çarpıp, bizi derinden sarsabilen bir güçten söz ediyorum. Bu gücü oluşturan dinlemeye doyulamayan sayısız eseri var Kaya'nın. Çözemediğimiz, boğazımızı düğüm düğüm eden, başkası söylediğinde eğreti duran eserler. Nasıl da katmıştır kendi kaleminden, Gülten Kaya, Yusuf Hayaloğlu, Ahmed Arif'in dizelerinden dökülen sözlere yorumunu? Çok iyi biliriz, umursamaz tavrını çağrıştıran biçimde: “yoksun... umurumda bile
değil” diyordu ara sıra Ahmet Kaya. Yine savaşların ortasında yaşamın aktığına işaret eden tonuyla: “şehirlere bombalar
yağardı her gece, biz durmadan sevişirdik.” diyordu. Bazen de efkârın bastığını
ve ciğerlerini zorladığını alaycı bir tavırla: "yaşasın sigara, günde dört
pakete çıkardım." diyerek ne olacaksa olsuna vardırtıyordu. Zaman zaman yüreğinin sıkıntısını “göğsüm daralıyor, yüreğim
kanıyor” diyerek açık etmekten de geri durmuyordu. Dipnotlar
Peter Ustinov
Napoleon Bonaparte
Jean-Paul Sartre
Aşk Sana Benzer / Nurettin Rençber
bir gün çıkıp gel uzak yollardan
benim can yaramı sarmak için
çünkü
bir nefes ki aşk sana benzer
benim can yaramı sar gülüm
çünkü
derin bir nefes ki aşk sana benzer...
gökte parlayan ay
kalpte incinen söz
çölde ışıldayan su
sana benzer...
hoyrat bir aşk içinde yandım çok zaman
söyle koca bir hayat nasıl geçer
senle geçen her ömür
sana benzer...
şimdi söyle bu hayat nasıl geçer
sensiz geçen her ömür
küle benzer..
Elkana Vayi / Erdoğan Emir
mı xo pisnakê beri le to/ kendimi kuşandım ki senin yanına geleyim
vorı vore mare/ kar yağdı,
biye manê/ bize sebep oldu
ray onca mıre nere bi tari/ yol gene bana karanlık oldu
sekê to onca mıra kuta düri/ nasıl ki sen benden uzak düştün
dina zalıma, mıre zalım/ dünya zalimdir, bana zalim
dina xayina, mıre xayin/ dünya haindir, bana hain
elkana vayê dariye we / fırtına gene uyandı yükseldi
sekê vori onca vore maşer / nasıl ki kar gene üstümüze yağdı
ray onca mıre nere bi tari / yol gene bana karanlık oldu
sekê to onca mıra kuta düri/ nasıl ki sen benden uzak düştün
dina zalıma, mıre zalım/ dünya zalimdir, bana zalim
dina xayina, mıre xayin/ dünya haindir, bana hain
Demedim mi? / Ahmet Aslan&Kemal Dinç
sakın cahilin yanına
varma gönül demedim mi
müşkül olsa da halını
sorma gönül demedim mi
bulamaz dost arasını
eksik alır darasını
kabuklaşan yarasını
sarma gönül demedim mi
aç gezer ol tokçasına
muhannetin akçasına
namussuzun bahçasına
girme gönül demedim mi
İpek’i düşürdün aşka
görmeseydim seni keşke
kendi kusurundan başka
görme gönül demedim mi
İsmail İpek
Davet/Nazım Hikmet
Dörtnala gelip
uzak Asya'danAkdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benziyen toprak,
Bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
Yok edin insanın insana kulluğunu,
Bu davet bizim...
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine,
Bu hasret bizim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


