Xeriba Beyani / Rojda


Seninle Yar / Deniz Deman


sen gökyüzünde çoban yıldızım ,
kaydın kayboldun ey alınyazım..
şimdi sen yoksun beter yalnızım ,
gel artık bitsin bu yürek sızım.!
ben bir kelebek üç günlük ömrüm ,
kırda aradığım çiçeğim sensin..
geçti bu ömrüm karla , boranla ,
kaybolan baharım , güneşim sensin..
ne seninle yar , ne de sensiz yar ,
geceler soğuk , sessiz ve gaddar ,
sevmek miydi bu gönlümün suçu..
sevdamız bir yol , sen kayıp yolcu..

Ankara...


Timeless Woman Marilyn Monroe


Yaşamaya Dair / Nazım Hikmet

I
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
II 
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
III 
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...

Why I Write / George Orwell

“All writers are vain, selfish, and lazy, and at the very bottom of their motives there lies a mystery. Writing a book is a horrible, exhausting struggle, like a long bout of some painful illness. One would never undertake such a thing if one were not driven on by some demon whom one can neither resist nor understand. For all one knows that demon is simply the same instinct that makes a baby squall for attention. And yet it is also true that one can write nothing readable unless one constantly struggles to efface one's own personality. Good prose is like a windowpane.”

Neşe


Meso / Gitme

Meso, royê mi ra mevece meso... Sebir bike, meso esqê mawo rez bireso. Dina hiraya teynayinê xiravina, meso. Meso, yarê ez rew miron, sey manenay, meso Meso, meso ... meso ... Meso meso, zeriya mi ca meverde, meso Mircika mi meso, tevera puko, xezebo, meso. Mi rê to re kes star nêbeno, meso Meso wuli serdiçinay ez ben feqir, meso Meso, meso ... meso ... Meso meso, dormê ma bêbextiya, meso Heliya binato pinê, meteristere meso Kune ta ra beni kou serde, meso Per o payê tu sekine, zerya mi bervena, meso Meso... meso ... meso...
Gitme, dur gitme yolumdan çıkıp gitme... Sabret dayan gitme aşkımız yaşansın. Dünya geniş sensiz ise bana dar, zindan gitme. Gitme yârim sevdiceğim yalnız kalırım, erkenden ölürüm gitme... gitme ... gitme. yüreğimi yalnız bırakıp gitme küçük kuşum gitme dışarısı kar, boran, fırtına , bana, sana kimse yar olmaz. gitme... bak toprak üşüyor ben zavallılaşıyorum gitme. gitme... gitme... gitme... gitme etrafımız düşman gitme otur ... gitme. Peşine takılıp dağların doruğuna çıkarlar hep beraber kırılıyorlar. yüreğim kan ağlıyor. dur gitme... gitme...

Talking in Bed / Philip Larkin

Talking in bed ought to be easiest,
Lying together there goes back so far,
An emblem of two people being honest.
Yet more and more time passes silently.
Outside, the wind's incomplete unrest
Builds and disperses clouds in the sky,
And dark towns heap up on the horizon.
None of this cares for us. Nothing shows why 
At this unique distance from isolation
It becomes still more difficult to find
Words at once true and kind,
Or not untrue and not unkind.